İçeriğe geç

kültür · 3 dk

En Güzel Şiirler Kötülükten Çıkar: Ece Ayhan

Fikir ile Gelecek Editörlüğü · · güncellendi:

Ece Ayhan kimdir
KısacaEce Ayhan, 10 Eylül 1931’de doğan, İkinci Yeni akımı içinde anılan ve kendini “sivil şair” olarak tanımlayan şairdir. Şiirlerinde kimsesizleri, sokak çocuklarını ve “tarih dışına düşürülen” insanları anlattı; dili kural tanımayan, karanlık ve yoğun bir dildi. Yazı, onun hayatına ve şiir anlayışına kısa bir bakış sunuyor.

Yazımıza Ece Ayhan’ın bir şiirinden dizelerle başlayalım…

O sahibinin sesi gramofonlarda çalınan şey
İncecik melankolisiymiş yalnızlığının…

(Şiirin tamamını Ece Ayhan’ın kitaplarından okuyabilirsin.)

 

Kelimelerin karanlık yüzlerini gösteren, imgeleştiren, kendi sözlüğünü oluşturan, kelimelerin derinliklerinde kendimizi arattıran şairimiz, kendi deyimiyle sivil şairimiz Ece Ayhan… Ece Ayhan 10 Eylül 1931 tarihinde doğdu.

İkinci yeni akımında ismi geçen şairimizi, huysuz, hırçın ve geçinmesi zor bir insan olarak tanıyoruz. Kendine has tarzı, fötr şapkası ve güneş gözlükleriyle gördüğümüz hayata hep başka pencereden bakan şairimizin hayat hikayesinde hastaneler önemli bir yer tutmuştur, hastalıklar bırakmamıştır peşini, tümörü de felci de yenmesini bilmiştir. Şiirde kural tanımamıştır, şiirlerindeki kelimelerin dizilişi ise karakterindeki disiplinden geliyordu belki de. 

Tarihin yazmadıklarından şiirler yazmıştı o. Gerçekçiydi, karamsar değildi ama karaydı şiirleri, karşıtlığı bir sokak çocuğununki gibiydi, biraz esrik fazlasıyla koyu.

Şiirimiz karadır abiler
…
Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler

En Güzel Şiirler Kötülükten Çıkar: Ece Ayhan

Kendisini hep dışlanmışların, görmezden gelinenlerin yanında görmüş bunu da şu cümleleriyle dile getirmiştir:

“Kimsesizlerin, sokakta yaşayanların, açların ve parklarda barınanların, dışlanmışların, orta ikiden ayrılanların, kabadayıların, berduşların, kısacası tarih dışına düşürülen lümpenlerin yanında rahat ediyorum ben.”

Dedi ya sokakta yaşayanlar, dışarda kalanlar, tarih dışına düşürülen lümpenler diye bu yüzdendir hayat kadınlarına çok sık yer vermiştir şiirlerinde, hayatın her alanında olduğu gibi cinsellik temasını da farklı bir bakışla ele almıştır. Çanakkaleli Melahat onun için Halide Edip’ten daha değerlidir çünkü o “tarih dışına düşürülen lümpendir.”

“Çanakkaleli Melâhat, bir bakıma, Halide Edip’ten daha değerli bana göre. Fakir anasıymış, ismi öyle geçiyor halk arasında. O da bir kahraman. Ben kamerayı Çanakkaleli Melâhat’ın omuzuna koyuyorum. Oradan bakıyorum. Hakiki ve doğru.”

Orta ikide ölerek okuldan ayrılan çocuklardan bahseder bize, intihar eden çocuklardan, geç kalınmışlıklardan… İçtiği biranın vergisine sinirlenir şiirinde, bundan bahseder bazen, tezattır şiirinde kullandığı kelimeler çiçekler vardır şiirlerinde yosmalar vardır, kelebekler vardır, tabanca vardır, mavilikler vardır , yoksulluk vardır, üç gencin kalbi vardır, Galata vardır, İvan Milinski vardır ve hep ölüm vardır…

Kötülük sokaklarımızda, unutulan insanların zorlu yaşam koşullarında ve en güzel şiir sokak çocuğunun dudaklarında… Acının erken olgunlaştırdığı çocukların, toplumdan izole edilmişlerin hayatına romanlarda ve sinemada rastlamak mümkün  ancak şiirlerinde bunu işleyen ve başlı başına özel bir kişilik olan Ece Ayhan marjinal veya kendi tanımıyla “Uç Bey” biridir. Kendisine edebiyatımıza bıraktığı güzel izler için minnettarız.

İSMET LATİF

Diğer blog yazılarımıza göz atmayı unutmayın!

Faydalı olduysa bir arkadaşına gönder: WhatsApp

Sıradaki

Bu yazıyı sevdiysen FiG Notları'na abone ol: iki haftada bir pazar, 5 dakikalık okuma.

Bir hata mı gördün? Bize yaz, düzeltelim.

%0 okundu WhatsApp paylaş