İçeriğe geç

kültür · 5 dk

Cahit Sıtkı Tarancı: “Ölüm Şairi”nin Hayatı, Şiirleri ve Otuz Beş Yaş

Cahit Sıtkı Tarancı kimdir, neden "ölüm şairi" denir, Otuz Beş Yaş şiiri neyi anlatır? Hayatı, kitapları ve şiirinin temaları kaynaklarıyla.

Fikir ile Gelecek Editörlüğü · · güncellendi:

cahit sıtkı tarancı
Kısaca: Cahit Sıtkı Tarancı (1910–1956), Diyarbakır doğumlu, ölüm, yalnızlık ve yaşama tutkusunu sade bir dille işleyen Cumhuriyet dönemi şairidir. En bilinen şiiri “Otuz Beş Yaş”, 1945’te bir şiir yarışmasında birincilik kazandı. 1954’te felç geçirdi, 12 Ekim 1956’da tedavi için gittiği Viyana’da öldü.

“Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.” Türkçede bu dizeyi duymamış olan azdır. Cahit Sıtkı Tarancı’nın en ünlü şiirinin açılışı olan bu söz, insanın ömrünün yarısına geldiğini fark ettiği anı anlatır ve hemen ardından Dante’ye gönderme yapar. Peki bu dizenin şairi kim, neden “ölüm şairi” diye anılır ve şiiri bugün neden hâlâ okunuyor?

Cahit Sıtkı Tarancı

Kısa biyografi

Cahit Sıtkı Tarancı 1910’da Diyarbakır’da doğdu. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin aktardığına göre İstanbul’da Saint-Joseph ve Galatasaray liselerinde okudu. 1931’de Mülkiye Mektebi’ne girdi ama diploma almadan ayrıldı, ardından Yüksek Ticaret Mektebi’ne geçti. 1938’de Paris’e giderek siyasal bilgiler okulu École des Sciences Politiques’e kaydoldu; bu dönemde Paris Radyosu’nun Türkçe yayınlarında spikerlik de yaptı.

Hayatı boyunca memur ve çevirmen olarak çalıştı: Sümerbank, Anadolu Ajansı, Toprak Mahsulleri Ofisi ve Çalışma Bakanlığı bu kurumlar arasında. Yani Tarancı, şiiri bir meslek olarak değil, gündelik hayatın yanında sürdüren bir yazardı.

1951’de Cavidan Hanım ile evlendi. 1954’te kısmi felç geçirdi; konuşması ve hareketleri bu hastalıktan ciddi biçimde etkilendi. Tedavi için gittiği Viyana’da 12 Ekim 1956’da hayatını kaybetti. Naaşı Türkiye’ye getirilerek Ankara’da toprağa verildi.

Eserleri

Eser Yıl Not
Ömrümde Sükût 1933 İlk şiir kitabı
Otuz Beş Yaş 1946 Ünlü şiire adını veren kitap
Düşten Güzel 1952 Olgunluk dönemi şiirleri
Sonrası 1957 Ölümünden sonra yayımlandı
Ziya’ya Mektuplar 1957 Şair arkadaşı Ziya Osman Saba’ya yazdığı mektuplar

Ziya’ya Mektuplar, Tarancı’yı tanımak isteyenler için şiirleri kadar değerli bir kaynak. Bu mektuplarda gençlik yıllarındaki kararsızlıkları, aşkları, yalnızlık duygusu ve şiir üzerine düşünceleri samimi bir dille görülüyor.

“Otuz Beş Yaş” neden bu kadar sevildi?

Şiir, TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre 1945’te düzenlenen bir şiir yarışmasında birincilik kazandı ve kısa sürede geniş kitlelere ulaştı. Bugün de okullarda en çok ezberlenen, en çok alıntılanan Türkçe şiirlerden biri.

Gücü birkaç noktadan geliyor:

  • Evrensel bir an: Gençliğin geride kaldığını fark etmek, herkesin bir gün yaşadığı bir duygu. Şiir bunu büyük laflar etmeden, gündelik ayrıntılarla anlatır: şakaklara düşen ak saçlar, eski fotoğraflarda kendini tanıyamamak, ölümün herkesin başında olduğunu kabullenmek.
  • Dante göndermesi: İlk dizelerdeki Dante adı rastgele değil. Dante’nin İlahi Komedya‘sı, anlatıcının “hayat yolunun ortasında” karanlık bir ormanda kendini bulmasıyla başlar. Tarancı, bu ünlü açılışı kendi kuşağının diline taşır.
  • Ölçülü ama akıcı biçim: Tarancı, Garip akımının serbest şiirine karşın ölçü ve uyağı bırakmadı. Ancak dili o kadar sadeydi ki şiirleri konuşur gibi okunuyordu.

Neden “ölüm şairi”?

Tarancı’nın şiirinde ölüm, sürekli geri dönen bir tema. Ama bu, karamsar bir ölüm övgüsü değil. TDV İslâm Ansiklopedisi, şiirinde ölüm, yalnızlık ve umutsuzluğun yanında hayata tutunma isteğinin de güçlü biçimde yer aldığını vurguluyor. Şair çoğu zaman çocukluk hatıralarına, eve, sokağa, bahara sığınarak ölüm korkusunu dengeler.

Bu ikilik, onu okuyanlara yakın kılan şey: Tarancı ölümü düşünür çünkü hayatı çok sever. “Ölüm şairi” lakabı bu yüzden eksik bir tanım; ona “yaşama sevinci ile ölüm korkusu arasında gidip gelen şair” demek daha doğru olabilir.

Etkilendiği şairler

Fransızcayı iyi bilen Tarancı, Baudelaire, Verlaine, Rimbaud ve Valéry gibi Fransız sembolistlerinden etkilendi. Bunun yanında halk şiirinin söyleyişinden de beslendi. Bu karışım, onun şiirine hem müzikal hem de yerli bir ton kazandırdı.

1940’ların şiir ortamında Tarancı

Tarancı’nın en verimli yılları, Türk şiirinde büyük bir tartışmanın yaşandığı döneme denk gelir. 1941’de Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet’in Garip kitabıyla başlayan akım, ölçüyü, uyağı ve “şairane” söyleyişi reddediyordu. Tarancı ise ölçülü ve uyaklı şiiri sürdürdü; ama sözcük seçiminde süse kaçmadı, konuşma dilinin sıcaklığını korudu.

Bu yüzden edebiyat tarihçileri onu çoğu zaman tek bir akıma yerleştirmekte zorlanır. Bir yanda Yahya Kemal ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın biçim titizliği, öte yanda yeni kuşağın sadeliği. Tarancı’nın şiiri bu iki çizginin buluştuğu bir yerde durur. Ziya Osman Saba ile dostluğu da bu açıdan önemlidir: İki şair, ölüm, çocukluk ve ev gibi temaları farklı tonlarda işleyerek birbirini besledi.

Bugün Tarancı okumak sana ne katar?

Üniversite yılları, insanın “ömrün ortası”nı değilse bile hayatının yönünü ilk kez ciddi biçimde düşündüğü yıllar. Tarancı’nın şiirleri, kaygıyı bastırmak yerine adını koymanın ve onunla birlikte yaşamayı öğrenmenin bir yolunu gösterir. Kısa, kolay okunan ama tekrar tekrar dönülen şiirler bunlar. Bir sınav haftası akşamında bir iki şiir okumak, hem dilini zenginleştirir hem de geçip giden zamana farklı bir gözle bakmanı sağlar.

İnternette dolaşan “Tarancı şiirleri”ne dikkat

Sosyal medyada ve bazı sitelerde Tarancı’ya ait olduğu söylenen pek çok dörtlük dolaşıyor. Bunların bir kısmı onun kitaplarında yer almıyor ya da başka şairlerin dizeleriyle karıştırılmış durumda. Bir dizeyi ödevinde ya da paylaşımında kullanacaksan, şiirin hangi kitapta yer aldığını kontrol etmek iyi bir alışkanlık. Şairin toplu şiirlerini bir araya getiren basılı kitaplar ya da kütüphane kayıtları bu iş için en güvenilir kaynaklar.

Tarancı’yı okumaya nereden başlamalı?

  1. “Otuz Beş Yaş” şiiriyle başla. Şairin dünyasına en kısa giriş.
  2. Düşten Güzel‘i oku. Olgunluk dönemi şiirlerinde sesin nasıl yumuşadığını görürsün.
  3. Ziya’ya Mektuplar‘a geç. Şiirin arkasındaki insanı, korkularını ve umutlarını tanırsın.
  4. Dönemiyle karşılaştır. Aynı yıllarda Orhan Veli ve arkadaşlarının Garip şiiriyle Tarancı’yı yan yana okumak, Türk şiirinin 1940’larda hangi yollardan geçtiğini anlamanı kolaylaştırır.

Sümeyye ŞAHİN

Kaynaklar

İlgili: Erenköyü’nde Bahar Şiirinin Altında: Yahya Kemal Beyatlı · Şairler Sokağı: Cahit Zarifoğlu · Ünlü Yazarların Ölümleri: Efsaneler ve Gerçekler

Faydalı olduysa bir arkadaşına gönder: WhatsApp

Sıradaki

Bu yazıyı sevdiysen FiG Notları'na abone ol: iki haftada bir pazar, 5 dakikalık okuma.

Bir hata mı gördün? Bize yaz, düzeltelim.

%0 okundu WhatsApp paylaş